ÜFF KAFA LEYLA



iç buhranlı bir günün sonundayım, akşam ezanı okunuyor..
şimdi biraz daha iyiceyim..çoğunlukla bu tür yazıları sabaha karşı yazarım, çoğu insan uykunun koynundayken.
zor geçti..
gün..
on yedi sene ingilizce, fransızca ve türkçe ortalamanın üzerinde, bir düşünüş ve yaşayış kalesinde, en korunaklı ve saygın göz odasında, hayatta olup bitene hibrid teorilerimle ve konforlu yorumlamalarımla kılıç sallamanın rahatlığını ve lüksünü ne siz bilebilirsiniz ne de ben size anlatabilirim.
ama ben artık hiçbir şey bilmiyorum.
bilmiyorum.
bütün bildiğimi zannettiklerimi soyundum!
evet, çünkü artık en korunmasız halimle ve çırılçıplak hayata yüzümü döndüm, hayatla burun buruna kalma sözleşmesi yaptım.
bu kararıma saygı duymalısınız.
sizlerle aynı meclise düştüğümde susuyorum!
çünkü sizler o çok bildiğinizi zannettiğiniz konuları konuşurken, okuduğum onca kitaptan, düşünürden, yazardan, çizerden alıntılar, emanet fikirlerle sohbeterinizin içine atlamıyorum.
susuyorum.
sizler gibi bilmediğimden(?) değil, ben bir zamanlar düşünürken beynimi, okurken gözlerimi eskittim.
bunun en yakın şahitleri sizlersiniz.
unutmuşsunuz, unutun zaten hatırladığınızda benden fersah fersah uzağa düşüyorsunuz.
bir şeyin hakkında, eşyanın -ki eşya arapçada şey kelimesinin çoğuludur- tabiatına ilişkin herhangi bir fikri aklımdan geçirirken dahi ahkam kesmelerimden usandım ben!

sadece bu susma hakkı...
hakkı tevazudan almıyorum!
kibirin büyük kardeşi, bıçak sırtı tevazudan almıyorum.
şimdi ne vakit size varsam egolarınızın oluşları, ruhumun üzerinde topuk dansı ediyor.
buymuş ilk bedeli susmanın, ruhumu örseliyor topuklarınız.
şimdi bunun benliğimi sarsan epizodunun finalindeyim.
esaslı olan yolda!

yağmurun yağarken her bir damlasının biribirine değmeden yağdığını bilmek değil!
ya da yağmurun romantizmini, bir sevgilinin sıcacık sarılmasında hissedebilmek de değil kastettiğim.

kastettiğim yağmur olmayı deneyimlemek...
yanan bir sobanın ellerimi yakacağını evvelden bilmek ya da deneyimleyerek öğrenmek değil, sobada yanan ateş olmayı deneyimlemek kastettiğim!
bana "çok değiştin, basitleştin, daha önce hiç olmadığın yerlerde oluyor, gitmediğin yollara gidiyorsun." diyenler, "senin gibi okumuş aydın bir insan...." bla bla bla...

dostlarım(?!) beni yargılamanız, sivri sitemler ve eleştirilerle beni bana çekiştirmeniz bu korunmasız,ve beş parasız ve aşksız ve çıplak ve geleceği muğlak bir vaziyette olagelmelerimin çabalarımın ve inadımın yanında bir sinek vızıltısı gibi artık.
ne dert sizsiniz ne de derman benim için.

bundan sonra yalnızlığımın gözyaşı dökmesi ve onlarcası taşlarken yalnızca birinin bana gül atması çok yaralar beni

bana gölge etmeyin.
beni unutun.
ve beni bir daha bu şekilde kelimelere dökerek, sizi kırıp dökmekten muaf eyleyin artık!

affedin...
a.ş.M.
(ocak 2020)

Yorumlar